Tuba Unsal

Bir başka WordPress blogu.

Neden Los Angeles’a yerleşiyor?

Ekim 30th, 2008 by admin

Önümüzdeki yaz Los Angeles’a yerleşme kararı alan Tuba Ünsal, artık daha basit bir yaşam sürmek niyetinde… Şaşadan, kokoşluktan bıktığını söyleyen, “Ben artık bir bavula sığıp, sırt çantamla dünyayı dolaşmak istiyorum. Çünkü burada değer verilen kıyafet ve bu tür objeler özgürlüğümüzü kısıtlıyor” diyen Ünsal, planlarını Hello! dergisine anlattı.

tubalosangeles

Nereden çıktı bu Amerika’ya yerleşme kararı? Hem de birçok insan kendi ülkesine yeniden dönmeye karar verirken…- Aslında bir sene önce karar vermiştim. Yaz başında Amerika’ya gittim, dört ay kaldım. Daha uzun süre olacaktı, evimi falan toplamıştım. Çok yoruldum geçen yıl. Dizi bir yandan, iki sinema filmi diğer yandan. Bir de üniversite öğrencisiyim. Okulum var, sınavlarım var. İşim biter bitmez gitmek istedim. Sağlık sorunlarım çıktı, bu biraz geciktirdi. Yaz başında da basıp gittim Los Angeles’a.

 

Neler yaptın orada?Okullara gittim. Aslında giderken, biraz durmaya ihtiyacım vardı kafamda. İnsanlar bana “Niye gidiyorsun, oyunculukla ilgili mi bir şey yapacaksın?” diye soruyorlardı. Hep “Bilmiyorum, ben sadece kendime bakmak istiyorum. Hiçbir şey yapmak istemiyorum” diyordum. Uyanıp sokakta normal bir insan gibi dolaşmak, plajda denizime girmek, kitap okuyup sıradan bir hayat sürmek için gittiğimi söylemiştim. Ama boş duramadım tabii. Önce İngilizce kursuna gittim. Ardından İspanyolca’ya başladım. Arajantin’e gitmeyi hep hayal etmiştim, gidemedim bari bir hoca bulup çalışayım dedim.

 

tubalosangeles2

Nerede kaldın? İnsanlar, sokaklar nasıldı? Los Angeles seni nasıl etkiledi?- Bu benim ilk gidişim değil Los Angeles’a. Zaten her boş vaktimi orada geçiriyorum. İstanbul insanı çok yoran bir şehir. New York da öyle. Benim o dönemde seçtiğim aralık, dinlenmeye yönelikti. Los Angeles öyle bir yer. Okul ya da kurs olmadığı zaman oradaki arkadaşlarıma yemek yapıyordum, sokaklarda dolaşıyordum. Enteresan arkadaşlar edindim.

 

Mesleki yönden seni geliştirecek neler yaptın? Kültür sanat etkinlikleri, müzeler, seni etkileyen sergiler gezdin mi?- Çok janjanlı bir portre çizemeyeceğim. Buradaki yaşantım yeterince janjanlı zaten. O yüzden orada daha sıradandım. Otobüse biniyordum mesela. Orada da sonradan mecburen arabam oldu. Adres bilmediğim ilk zamanlar otobüs çok keyifliydi. Bir gün bir kadın oturdu yanıma. İstanbul’dan gelmiş bir süreliğine. Kadın şoke oldu. Bana bakıp “Aaa otobüstesiniz” dedi, “Evet siz de” dedim. Şaşıracak bir şey yok. O basit hayat benim için anlamlı. Yani Hollywood partisine gittim, şunu şöyle yaptım, bunu gördüm falan diye anlatamayacağım. Kampa gittim, hayatta ilk kez ayıların arasında kamp yaptım. San Francisco’ya gittim, hippi akımının doğduğu sokakta yürüdüm. Yaptığım farklı şeyler buydu, ama asıl sabah kalkıp çamaşırımı, bulaşığımı yıkayıp, ütümü yaptığım hayatı çok sevdim. Çünkü yaşamımdan sorumlu olan kişi sadece bendim.

 

 Orada yaptığın en çılgın şey neydi?- Vegas’ta balon etekle sokakta dolaştım. Üç arkadaştık, sokakta yürürken herkes bana bakıyordu. İnsanlar fotoğrafımı çektiler. Konuşmaya çalıştılar. Çünkü üzerimdeki kıyafet komikti.

 

Sokak modasını, insanları nasıl buldun orada?- Sokaklara takılmadım. Dediğim gibi ben burada zaten sıkıldım o şaşaadan. Kendi hayatımdaki o kokoşluktan da sıkıldım. Oradaki insanların beş tane tişörtü, beş tane kotu var. Hayat o. Kıyafete para harcamıyorlar. Daha kendilerini geliştirmeye harcıyorlar. Mesala gidip Bryan Ferry konserine 100 Dolar veriyorlar. Bizim üç kuruşumuz olsa “Nereden alışveriş yapayım, ne alayım” diyoruz. Ben de öyleydim. Hálá da öyleyim ama değiştirmek istiyorum bunu. Daha basit olmalı. Çünkü kıyafetler ve o tür objeler bizim özgürlüğümüzü kısıtlayan şeyler. Ben artık bir bavula sığıp, bir sırt çantasına sığıp dünyanın neresine olursa olsun gitmek istiyorum. Şu anda ’Hadi bir ülkeye taşınayım” desem, üç kamyon eşya çıkar evden. İstemiyorum artık öyle yaşamak, sade olmak istiyorum. Orada çok sakindim. Hiçbir şeyin canımı sıkmasına izin vermedim.

 

Burada ilişkiler de seni yıprattı galiba…- Yooo. Yani buradaki hayat yorucu. Ben burada kendimi çok yordum, çok hırpaladım. Ünlü olma hayatı birazcık sıkıcı ve yorucu bir şey.

 

tubalosangeles3

AŞKLAR YAŞADIKÇA KİRLENİYORUZ

Aşk kavramında neler değişti, aşk kutsallığını mı yitiriyor? Amerika senin aşka bakışında bir farklılık getirdi mi?- Getirdi. Aşklar yaşadıkça kirleniyoruz bence. Aşkın o naif duygusunu kaybediyoruz. Orada o naif duyguyu tekrar yakaladım. Ben orada mesela çocukluk aşkımı buldum. O zamanki duygularımı, aşka bakışımı hatırladım, kendimle yüzleştim. Bir de ben ayrıldığım erkek arkadaşımla ilgili bir şey sorduklarında, ilişkimle ilgili detay vermedim, arkasından da konuşmadım. Çünkü ayrılık da sevdaya dahildir. İki insan ne yaşıyorsa, dört duvar arasında yaşanır.

 

Osho diyor ki iki şeyden korkuyoruz, cinsellik ve ölüm. Peki seni korkutan nedir?- Hiçbirşeyden korkmuyorum. Çünkü beni öldürmeyen şey daha güçlü kılar. Ölümden de kormuyorum, o da günün birinde olacak.

 

BENDE SANATÇI EGOSU YOKYeni projelerde neler var?- Travestilerin hayatının canlandırılacağı bir müzikalde oynayacağım. Birkaç hafta içinde provalara başlayacaktık. Ama yaz aylarına ertelendi. Önümüzdeki sezon sergilenecek, ama ben Amerika’ya gitmek istiyorum, ne olacak bilmiyorum.

 

 

tubalosangeles4

Oyuncu olmak seni mutlu ediyor mu?- Birilerinin seni seviyor olması, sana sevgisini gösteriyor olması, bu dünyanın hiçbir yerinde satın alınabilecek bir şey değil, çok güzel bir duygu. Ayrıca istediğim her şeyi canlandırdım. Ben hep avukat olmak isterdim mesela küçükken. Avukatı da canlandırıyorsun, doktoru da. Ne olmak istiyorsan onu canlandırıyorsun. Çok güzel bir meslek.

 

Oyunculuk inişli çıkışlı ruh halini de barındırır mı?- Oyuncular egoları yüksek insanlardır derler, ama bende ego durumu yok. Olabildiğim en normal halim bu.

 

Posted in Kategorilenmemiş | No Comments »

Tuba camiaya isyan etti

Ekim 23rd, 2008 by admin
 
 Ailevi Akdeniz Ateşi teşhisi konan Tuba Ünsal, camianın vefasızlığından dert yandı.

tubahastasi

Geçtiğimiz günlerde rahatsızlanan ve kaldırıldığı hastanede Ailevi Akdeniz Ateşi teşhisi konan Tuba Ünsal, camianın vefasızlığından dert yandı.


Hasta yatağındayken kendisini gazetecilerden başka kimsenin aramadığını söyleyen Ünsal, “Bu dünya yalanmış” dedi.
Galada ortaya çıktı
Tuba Ünsal, geçtiğimiz günlerde bir rahatsızlık geçirdi. Yüksek ateş, nefes darlığı, karın ağrısı şikayetlerinin dayanılmaz boyutlara varması üzerine acilen hastaneye kaldırılan Ünsal’a, kontroller sonucunda Ailevi Akdeniz Ateşi teşhisi kondu. Ülkemizde nadiren rahatsızlanan bu hastalık nedeniyle bir süredir evinde dinlenen oyuncu, önceki akşam “Devrim Arabası” filminin galasında kendini gösterdi.
Nankörlük neymiş anladım
Kendini epey toparlayan, ama yine de biraz yorgun görünen Tuba Ünsal, gecede sağlık durumunu soran gazetecilere vefasızlıktan dert yandı. Sanat dünyasından kimsenin kendisini arayıp sormadığını anlatan oyuncu, “Bu camianın ne kadar nankör ve hayırsız olduğunu bir kez daha anladım. Çünkü gazetecilerden başka bir Allah’ın kulu beni aramadı. Ne kadar yalan bir dünyaymış bu” dedi.

Posted in Kategorilenmemiş | No Comments »

Tuba’nın gizemli hastalığı

Ekim 20th, 2008 by admin

Yüksek ateş, nefes darlığı, karın ağrısı şikayetleriyle geçtiğimiz günlerde hastaneye kaldırılan Tuba Ünsal’a, az kişide rastlanan Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF) teşhisi kondu.

tubahasta

 

 
Önce teşhis konulamadı

Geçtiğimiz hafta Altın Portakal Film Festivali’ne katılan Tuba Ünsal, festivalin açılış gecesi aniden rahatsızlanarak Antalya’da özel bir hastaneye kaldırıldı. Ancak ünlü oyuncu, burada bir teşhis konulamaması üzerine apar topar İstanbul’a gönderildi. Alman Hastanesi’nde hemen kontrolleri yapılan Ünsal’a, FMF teşhisi konuldu…

Sağlık durumu iyi

Tansiyonun düşüklüğü ve nefes darlığı rahatsızlıklarını bir yıldır yaşadığını belirten Ünsal, şu açıklamayı yaptı: “Son zamanlarda sık ataklar geçirip, hastaneye gitmeye başladım. Ama bir türlü teşhis konulamıyordu. Herkes grip olduğumu söylüyordu. Hatta ABD’de bile bu rahatsızlığıma bir ad koyamadılar. Sonunda FMF hastası olduğumu öğrendim. FMF, az görülen bir hastalık ama tedavisi var. Bir haftadır Alman Hastanesi’nde yatıyorum ama şimdi iyiyim.”

FMF nasıl bir hastalık

Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF) genetik bir hastalık. Yüksek ateş, karın ağrısı, göğüs ağrısı, eklem ağrısı, deri döküntüleri gibi hastalık belirtileri birkaç gün süren ataklar halinde ortaya çıkar. FMF, tedavi edilebilir bir hastalık ancak bu tedavi, FMF’nin genetik bir hastalık olması nedeniyle, hastalık tamamen ortadan kalkmıyor. Tedavi, hastalığın oluşturduğu bozuklukları ortadan kaldırmaya yönelik oluyor.

Posted in Kategorilenmemiş | No Comments »

Tuğba Alaçatı’da Sörf Öğreniyor

Temmuz 16th, 2008 by admin

Türkiye Rüzgar Sörfü Şampiyonu Bora Kozanoğlu, oyuncu Tuba Ünsal ile aralarında çıkan aşk dedikoduları hakkında konuştu.

Çeşme’ye kız arkadaşlarıyla tatile gelen Tuba Ünsal’ın Alaçatı’nda kendisine ait sörf okulunda ders almaya başlamasıyla yakınlaşmanın başladığını belirten Bora Kozanoğlu, “Buna aşk diyemeyiz. Yakınlaşma yorumu daha doğru olur” dedi.

tubaunsalalacati

Tuba Ünsal’ın hafta içinde Çeşme’ye gelerek sörf dersleri almaya başladığını belirten Bora Kozanoğlu, “Hafta sonuna kadar üç dört gün ders verdim. Cuma ve cumartesi geceleri ise arkadaş topluluğuyla birlikteydik. İlk defa tanıştık. Kısa sürede bir yakınlaşma oldu. Ama adı aşk değil” dedi. Tuba Ünsal ve kalabalık arkadaş grubu ise geçen pazar gününü Bora Kozanoğlu’nun sörf okulunun olduğu Alaçatı’ndaki Otto’nun sahilinde güneşlenip, denize girerek geçirdi. Siyah puantiyeli bikinisi, beyaz renk gözlükleri, ayağında halhalı ile Dünya Windsurf Şampiyonası için antrenman yapan Bora Kozanoğlu’nu izleyen Tuba Ünsal, kitap okuyup, güneşlenip, zaman zaman da uykuya dalarak Alaçatı’nın tadını çıkardı. İkili bir arada görüntü vermemek için büyük çaba harcadı.

tubaalacatisorf

Posted in Kategorilenmemiş | No Comments »

Tuğba oyunu kendi kurallarıyla oynuyor

Haziran 6th, 2008 by admin

Tuba Ünsal ” Ben hayatımı kapalı devre yaşayan biri değilim, canım ne yapmak istiyorsa onu yapıyorum” diyor.

Hollywood hayallerini ve oyunculuktaki yükselişini D-smart Dergisi’ne anlatan Tuba Ünsal, “Boşanma aşaması zor bir dönemdi. Kim boşanmış da kolay geçmiş ki! Dilimde tüy bitti anlatmaktan. Sonra da anlatmayı bıraktım. Onları üzüntümle mutlu etmemeye karar verdim. Ama ben hayatımı kapalı devre yaşayan biri değilim, canım ne yapmak istiyorsa onu yapıyorum. Önceden daha dikkatli davranıyordum ve bu tip haberleri kaldıramıyordum. 10 yıl geçti, artık umursamıyorum” dedi.

  Daha çocuk sayılacak yaşta İzmir’den İstanbul’a gelirken hayalinizde neler vardı?Çok hayal kuran bir kız değildim. O dönem, biraz İstanbul’da vakit geçirmek istiyordum. Para kazanmak, hayatta neler oluyor görmek istedim. Ünlü olmak gibi bir amacım yoktu. O yaşta, henüz ne istediğinizi tam olarak bilemiyorsunuz. Oyuncu olmak istiyordum ve ilk kez “Kırık Hayatlar” dizisiyle oyunculuk yapmaya başladım.

 

  İstanbul’da yalnız mıydınız?İlk olarak babamla birlikte geldim, daha sonra da annem geldi. Ailem yanımdaydı ama yaptığım işi istemiyorlardı, destek vermiyorlardı. Bu yüzden kendimi yalnız hissediyordum. Bu, fiziksel yalnızlıktan çok daha zor.

 

  İlk yıllarınız nasıl geçti? Neler yaptınız?Daha çok küçüktüm, işle ve hayatla ilgili hiçbir şey bilmiyordum. İlk işimde başroldeydim. Herkesin gözü üstümdeydi ve her anlamda kocaman insanlarla birlikteydim. Bir de ben yalnız bir çocukluk geçirdim, öyle gruplar içinde olan, sosyal bir çocuk değildim. Bir anda çok önemli oyuncuların, tiyatrocuların arasında kaldım. İş disiplinini setlerde onlardan öğrendim. İnsanların üniversiteye başladığı yıllarda, ben alaylı olarak hayat okuluna başladım.

 

AİLEM AMERİKA’YA GİTMEME KARŞI ÇIKIYORZor olmaz mı, çok zordu. Neyin nasıl olması gerektiğini bilmiyordum. Hatırlıyorum da 17 yaşındaydım, rol aldığım dizi yaz tatiline girmişti. Yazlıkta saçımı boyamaya çalıştım, beceremedim. Saçım yeşil oldu, panikle düzeltmeye çalıştım, sapsarı saçlarımı siyah yaptım. Sete o saçla döndüğümde, yönetmenimiz Türkan Derya’nın bana bakışını hálá unutamıyorum. Dünyanın en tatlı yönetmenidir Türkan Abla. Bugün bile karşılaştığımızda hálá o anı hatırlayıp gülüyoruz.

Çok zorluk yaşadınız mı?

 

“İşimde sağlam adımlar attım” demişsiniz. Bu adımlardan biri de Hollywood mu?İnsan hayatta ne yapıyorsa, onu en iyi şekilde yapmalı. Biraz uçuk olacak belki ama örneğin Paris Hilton. Bir “party girl” ama işini en iyi şekilde yapıyor. Ben oyuncuyum, dolayısıyla bu işin de en iyi yapıldığı yer Amerika, Los Angeles. Bu yüzden, gidip o ünlü oyuncu koçlarından dersler almak, ajanslarla çalışıp şansımı denemek istiyorum. Geçen yaz orada bir filmde oynadım. Şu anda kesin bir şey yok ama Los Angeles’tan tanıdığım Fransız bir yönetmenin, Fransa’da çekeceği bir filmle ilgili görüşüyoruz. Ne olur bilmiyorum, yani “Aldım bayrağı, gidiyorum” diye bir şey yok. Orada rol almak kolay değil.

 

  Oradaki ajansların sizde bir ışık gördüklerini söylemişsiniz… Ajanslara görüşmelere gittiğimde, kimse bana sıradan davranmadı. Diğerleri içeride beş dakika kalırken, benimle yarım saat ilgilendiler. Bu, enerjiyle ilgili bir şey. Ben bunu İstanbul’a gelirken de hissediyordum. Çocukken bile, “Bende bir şey var” diyordum, pek kimse inanmıyordu.

 

  Aileniz hálá müdahale ediyor mu?Etmezler mi? Şimdi de Amerika’ya gitmeme karşı çıkıyorlar. “Burada bir kariyerin var, gitme” diyorlar. Ben de oraya, buradaki kariyerim için gideceğimi anlatmaya çalışıyorum. Biraz gitmek, unutulmak lazım…

Artık canım ne istiyorsa onu yapıyorum
Zor bir dönemdi. Kim boşanmış da kolay geçmiş ki! Dilimde tüy bitti anlatmaktan. Sonra da anlatmayı bıraktım. Onları üzüntümle mutlu etmemeye karar verdim. Ama ben hayatımı kapalı devre yaşayan biri değilim, canım ne yapmak istiyorsa onu yapıyorum. Önceden daha dikkatli davranıyordum ve bu tip haberleri kaldıramıyordum. 10 yıl geçti, artık umursamıyorum.

 

  Bir dönem ilişkilerinizle ilgili çok konuşuldunuz. Nasıl geçirdiniz o günleri?

 

Hürriyet.com

Posted in Kategorilenmemiş | No Comments »

Sevgililer hem tatil hem eğitime gidiyor

Haziran 2nd, 2008 by admin

Tuğba Ünsal dört aydır birlikte olduğu ve geçen haftalarda basına yakalandığı sevgilisi Murat Han ile Amerika’ya gidiyor. Rol aldığı dizi ‘Yemin’in bitmesini fırsat  bilen Ünsal, Amerika’da bir taraftan İngilizcesi’ni geliştirirken diğer taraftan oyunculuk eğitimi alacağını söyledi.

tubagidiyor

SEVGİLİSİNİN OKULUNU GEZECEK
Uzun yıllar Amerika’da oyunculuk eğitimi alan Murat Han da sevgilisine yol göstererek onu bu seyahatte yalnız bırakmayacak. Kendi okuduğu okulu gezdirecek olan Murat Han, ayrıca sevgilisiyle baş başa tatilin de keyfini çıkaracak. Ünsal’ın yaşadığı bu ilişkiden çok mutlu olduğu ve yakın dostlarına bu ilişkinin her an evlilikle noktalanacağı sinyallerini verdiği söyleniyor.

 

Günaydın

Posted in Kategorilenmemiş | No Comments »

Tuğba Ünsal içini döktü

Mayıs 30th, 2008 by admin

Hayatı olduğu gibi yaşamayı seven biri Tuğba Ünsal… Kalıplardan çok kendi çizdiği yolda ilerlemeyi, hayatın hep farklı yönlerini keşfetmeyi seviyor. Yazla birlikte içi kıpır kıpır olan Ünsal, yaz planlarını, oyunculuğa bakış açısını ve yeni ilişkisini anlattı.

BU YAZI NASIL GEÇİRMEYİ PLANLIYORSUNUZ?

Yemin dizisi finalini geçtiğimiz akşam kutladık. Dizinin son bölümü yazın tam başına denk geldi. Çok güzel bir dönemde bitti. Okulum da 10 Haziran’da tamamen bitiyor. O yüzden çok boşlukta olacağım bir döneme giriyorum. Galiba İzmir’e annemlerin yanına gideceğim. Çeşme’de çok güzel bir evimiz var. Orada biraz vakit geçirmeyi düşünüyorum. Ardından da Los Angeles’a gideceğim.

İŞ İÇİN Mİ GİDECEKSİNİZ?

Hayır, özel bir proje için gitmiyorum. Ama orada çalıştığım bir ajans var ve beni iş görüşmelerine yönlendiriyor. Bunun dışında eğitim amaçlı gidiyorum.

OYUNCULUK DIŞINDA BAŞKA BİR MESLEĞİ DEVAM ETTİRMEYİ DÜŞÜNÜYOR MUSUNUZ?

Mesleğim oyunculuk. Kendimi bildim bileli oyunculuk yapıyorum. Fakat fotoğrafın benim hayatımda ayrı bir yeri var. Çok severek yaptığım, amatör olarak başladığım ve profesyonel açıdan eğitimler aldığım bir iş. Eğitim aldığım günden beri de birçok güzel çekim yaptım. Fakat dersen ki moda fotoğrafçılığı yapmak ister misin? Hayır, çünkü o tarz para kazanma amaçlı bir işe yönelmek istemiyorum. Sadece belgesel fotoğrafçılığı ve sanayi fotoğrafçılığı hoşuma gidiyor.

BU YAZ İÇİN MODA STİLİNİZ NEDİR?

Genelde modayı takip eden bir yapım yok. Sadece o dönem beni ne mutlu ediyorsa, kendimi nasıl rahat hissediyorsam onu giymeyi tercih ediyorum.

YAZ DEYİNCE AKLINIZA İLK NE GELİYOR?

Benim için yaz vazgeçilmez. Yazı özleyip kış aylarında evde mayo ile oturduğum, şapka gözlük takıp güneş kremlerini yüzüme sürüp ‘oh çok güzel güneşleniyoruz, ay ne güzel yaktı güneş, biraz daha şurama güneş kremi alayım’ diye dolaştığım çok günlerim olmuştur.

YAZLA BİRLİKTE AŞKLAR DA GÜNDEME GELMEYE BAŞLADI. YAZIN AŞKI ÇAĞRIŞTIRDIĞINI DÜŞÜNÜYOR MUSUNUZ?

Güneşin insanların bedenlerindeki olumlu etkisi ile daha pozitif bir ruh halinde oluyoruz. Adrenalinin yüksek olduğu bir hal alıyorsunuz. Yazın şehir çok canlı, yaşayan bir yere dönüşüyor. İster istemez insanın ruhunu da etkiliyor. O yüzden belki de yaz aşkları dediğimiz olaylar oluyor. Havanın etkisiyle iki kişinin birbirine kapılmaması mümkün olmuyor ama ben öyle bir genellemenin içine girmiyorum.

SİZİN İLİŞKİNİZİN BOYUTU NE DURUMDA?

Şu anda güzel bir ilişkim var ve çok mutluyum.

YAZ AYLARI DENİNCE AKLA HEMEN YAZ DÜĞÜNLERİ GELİYOR. EVLİLİĞE BAKIŞ AÇINIZ NEDİR?

İkili ilişkilerde evliliğin bir sonuç hali olmaması gerekiyor. İlişkiler mutlu giderse mutlaka evlenilir yoksa eksik bir kadın olursun düşüncesi var. Bu tarz kalıpları sorgulamamak gerek. O yüzden ben sorgulayan tarafım.

PEKİ SİZCE EVLİLİKTE YANLIŞ OLAN NEDİR?

İnsanlar evlenebilir; bu çok güzel bir duygu. Sadece evlenmemek de ayıp bir şey değil ya da evlenmediğin zaman dünyanın sonu gelmiyor. Evliliğe gidilmesi gereken bir sonuç olarak bakmıyorum. Bizim gibi kapalı toplumlarda birlikte tutmak adına bu şelikde bir sistemin oluştuğunu düşünüyorum. Buna teşvik etmek yerine daha ahlaklı, daha net ilişkiler yaşamaya yöneltmek lazım. Evleniyorlar ama sonra adamlar sokakta kadınlar başka yerlerde.

SENCE İKİLİ İLİŞKİLERDE EN ÖNEMLİ KURAL NEDİR?

Güven. Güven ikili ilişkileri yürütmek adına çok önemli bir unsur.

MUTLULUK FİLMİYLE TANIDIĞIMIZ MURAT HAN DA ÇOK BAŞARILI BİR OYUNCU. BİRLİKTE BİR PROJENİN İÇİNDE YER

Tabii ki olabilir ama şu an önümüze öyle bir teklif gelmedi. Murat Han, oyuncu olarak çok beğendiğim biri ve onunla bir projede yer almaktan mutluluk duyarım.

YAZ BAVULUNUZU HAZIRLADINIZ MI?

Daha hazırlama fırsatım olmadı. Evimi taşımakla meşgulüm. Birçok eşya depoya taşınacak ve ben de haftaya eşyalarımı daha rahat bir şekilde hazırlamış olacağım. Gerçi hiçbir zaman çok iyi bavul hazırlayan biri olmadım. Tatile giderken mutlaka keşke şunu da alsaydım, ben bunu niye almadım, derim. O bavulun içerisinden en fazla 2 - 3 parça eşya giyebilirim. Gerisi aynen tatil dönüşü benimle birlikte eve geri döner. Bir de benim yaz için şu durum yok; bazı kadınlar vardır oralarına buralarına kremler sürerler saçlar başlar mayo ve bikinisine göre değişir. Benim bu tarz takıntılarım hiç olmadı. Yazın; ezberlediğim bir flip flop terliklerim, bikini üzerine elbisem, bütün yaz öyle geçer.

YAZIN KENDİNİZİ EN MUTLU HİSSETTİĞİNİZ BİR YER VAR MIDIR?

Bence yazın İstanbul çok güzel. Bodrum, Çeşme gibi yerlere gitmeyi hiç sevmiyorum. Taş çatlasa bir elin parmağını geçmeyecek kadar az Bodrum’a gitmişimdir. Çeşme ailemin yaşadığı yer olduğu için sıklıkla gidiyorum. Onun dışında yazı İstanbul’da geçirmeyi tercih ediyorum. İstanbul yazın çok yaşayan bir şehir ve bambaşka bir yer oluyor. Boğaz’ın güzelliğini elinize bir çay alıp doyasıya seyredebiliyorsunuz. Memleketimin her yeri güzel özellikle; yazın bir başka güzel. Yurtdışında yapılan tatilden ziyade Türkiye’de tatil yapmak daha eğlenceli.

UZUN SÜREDİR BU CAMİANIN İÇERİSİNDESİNİZ. KENDİNİZİ İFADE EDEBİLDİĞİNİZİ DÜŞÜNÜYOR MUSUNUZ?

Aslında çok dışa dönük bir insanım. Soğuk gözüken kibirli bir insan değilim. Birebir ilgi alanıma giren kişilerle kolay dialog kurabiliyorum. İzleyiciye de aynı enerjiyi verdiğimi düşünüyorum. Zaten uzun süre bu işi yapamazdım. Onun dışında kalan insanlara da kendimi ifade etme gibi bir derdim olmadı. Kim ne düşünüyorsa, kişinin kendi beğenisi, kendi görüşü olduğunu düşünüyorum. Benim için izleyicinin görüşleri önemli.

 

HAYATA GEÇİRMEYİ DÜŞÜNDÜĞÜNÜZ YENİ PROJELERİNİZ VAR MI?

Zaten Yemin dizisini daha yeni bitirdik. Bizim için çok başarılı bir dizi oldu. Şu anda çok fazla proje teklifi alıyorum. Hatta uzun süredir almadığım kadar teklif alıyorum. Çoğunu okumamaya özen gösteriyorum. Geçen sezon çok yoruldum. Yemin dizisine devam ederken plajda ve Çılgın Dersane’yi çektik. Geçen sezon Suluboya filmini çektik. O yüzden bu yaz rahat rahat dolaşmak istiyorum. Bol bol kitap okuyarak, izlemek istediğim ama kaçırdığım filmleri izleyerek ve kendi kendime İspanyolca öğrenmeye devam ederek. Bu yazı güzel, keyifli ve rahat geçirmek istiyorum.

TÜRKİYE’DEKİ DİZİ, SİNEMA SEKÖTÜRÜNÜ NASIL GÖRÜYORSUNUZ?

Hep şunu söylüyorum; ‘keşke hep Yeşilçam’da yaşasaydık’. İnsanlar sadece sinema filmi yaparak geçinebiliyorlarmış. Senede yüzlerce film çekiliyormuş. Şimdiye baktığımızda da son beş yıldır Türk sineması çok iyi durumda. Her çeşit film vizyona giriyor. Türk filmleri yabancı filmlere oranla daha fazla izleniyor. Diziler son dönemde çok fazla talep görüyor. Gerçekten hayatını dizilere göre programlayan insanlar var. Yapacakları işeri dizilere göre organize ediyorlar.

O ZAMAN DİZİLERDE CANLANDIRDIĞINIZ KARAKTERLERLE BİR MİSYON ÜSTLENDİĞİNİZİ DÜŞÜNÜYOR MUSUNUZ?

Tabi insanları keyiflendirmek, hayatlarında önemli bir yeri kaplamak çok güzel bir duygu. Ama şunun ülkemizde değişmesi şart; her hafta 90 dakikaya yakın dizi teslim ediliyor. Her biri sinema filmi boyutunda. Biz yine oyuncular biraz daha şanslıyız. Haftada beş gün çalışıyoruz. Diğer ekip haftanın her günü çalışıyor. Sabahın çok erken saatlerinden gece yarılarına kadar çalışmak zorunda kalıyorlar. İnsanların günde 20 saat çalıştığı dönemler oluyor. O yüzden bu olayın sendikalaşması gerekiyor. Birilerinin kanallara ya da reklam verenlere dur demesi gerekiyor. Dünyada bu tarz bir çalışma sistemi yok.

OYUNCULUĞUNUZU EN ÇOK HANGİ KARAKTER ÜZERİNDE OYNAMAK İSTERSİNİZ?

Ben kendimi o konuda şanslı hissediyorum. Birçok yelpazede değişik rolleri oynadığım oldu. Fakat kendi karakterime zıt olacak ve insanların ‘hadi canım’ diyebilecekleri bir rolde oynamak isterdim. Bu da çok masum, tatlı kız görüntüsü yerine bir seri katili canlandırmak isterdim.

 

 

Posted in Kategorilenmemiş | No Comments »

Tuba Ünsal’ın fotoğrafçılık merakı

Mayıs 15th, 2008 by admin

Ünsal, ‘En çok çekmek istediği fotoğrafı’ anlatırken ise çok ilginç bir ifade kullandı

NTV’de Güzide Duran’ın sunduğu Ntrend programına katılan Tuba Ünsal, objektifin önünde değil de arkasında olmanın heyecanını anlattı.

Bilgi Üniversitesi Fotoğrafçılık Bölümü’nde okuyan Tuba Ünsal, Güzide Duran’ın ‘En çok çekmek istediğin yüz?’ sorusuna şu ilginç cevabı verdi:

“Ben kadınla uğraşamam, insanla uğraşamam diye düşünüyorum. Özellikle moda fotoğrafçılığı bana korkunç geliyor. Belki hayatımın 10 yılını o dergilere çekim yaparak, o setlerde geçirdiğim için uzun uzun saatler boyunca, o yüzden insan çekmek hayalimde yok. Keşke şunu çeksem dediğim kimse de yok. Beni daha çok makro fotoğraf, sanayi fotoğrafçılığı heyecanlandırıyor.”

TELEVİZYONGAZETESİ

Posted in Kategorilenmemiş | No Comments »

Aşkını saklamaktan kurtuldu

Mayıs 15th, 2008 by admin

tubamuratyeni

’Mutluluk’ filminin başrol oyuncusu Murat Han ile manken-oyuncu Tuba Ünsal artık ilişkilerini saklamıyor.

Geçenlerde Şile’de görüntülenen ikili, Ünsal’ın oynadığı ’Yemin’ adlı dizinin final yemeğine birlikte katıldı. Murat Han’ı gecenin yapıldığı mekana kendi arabası ile getiren Ünsal, gece boyunca yeni sevgilisi ile romantik dakikalar geçirdi.
Sevgilisinin elinden meyve yedi, dans etti. Gecenin sonunda haberturk.com objektiflerine yakalanan Ünsal, “Her şey çok iyi gidiyor. Mutluyuz” dedi.

tubamuratt

Posted in Kategorilenmemiş | No Comments »

Tuğba Murat Han ile yakalandı

Mayıs 9th, 2008 by admin

Tuba Ünsal’ın “Mutluluk” filminin başrol oyuncusu Murat Han ile birlikte olduğu ortaya çıktı.
tubayakalndı

23 nisan günü Han’la Şile’de kucak kucağa görüntülenen Ünsal’ın, mutluluğu her halinden belli oluyordu. Uzan zamandır özel hayatıyla gündemde olmayan genç oyuncu Tuba Ünsal’ın, Türk sinemasının yeni jönü olarak gösterilen Murat Han ile birlikte olduğu ortaya çıktı.

 

Özgü Namal’la başrol oynadığı “Mutluluk” filmindeki performansıyla geçtiğimiz yıl Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “En İyi Erkek Oyuncu” ödülünü alan Han’la iki ay önce tanışan Ünsal, yeni aşkıyla Şile’de yakalandı. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda Şile’ye giderek bahar mevsiminin tadını çıkartan ünlü çifti, “Haber Özel” kameraları görüntüledi. Saatlerce Şile sahillerinde dolaşan, Karadeniz’e bakarak uzun uzun sohbet eden, kimi zaman yanak yanağa, kimi zaman da kucak kucağa oturan Tuba Ünsal ile Murat Han’ın aşkı, objektiflere işte böyle yansıdı… Birkaç hafta önce bir davet çıkışında gazetecilere, “Bir sevgilim var ama bizi yakalayamazsınız” diyen genç oyuncunun, bu iddiası kısa sürdü…

Posted in Kategorilenmemiş | No Comments »

« Previous Entries